EXPLORE MANISA MANİSA’YI TANIYIN AJANDA ŞEHİR REHBERİ
HABERLER
ÖZEL HABER
SPOR
SİNEMA
HEDİYELER
FOTO GALERİ
ANKETLER
ECZANELER
KÖŞE BUCAK
GAZETELER
Köşe Yazarları  |   Gökmen Aytaç
  Al sana, al sana..
  Gülmek İçin Gitmişti..
  Atamazsan Yersin..
  Biraz Ciddiyet..
  Robert'in Eli.....
Tüm Yazıları :
 
Al sana, al sana

Teknoloji gelişiyor...  Bununla paralel her şeyimiz değişiyor... Biz de bu değişim adına devrim diyoruz... Her sabah güne başladığımızda yeni bir şey öğreniyoruz... Hatta bunu ‘Bir yaşıma daha girdim' diye yorumlayanlar oluyor... Benim için bir şey değişmiyor diyen varsa da, çevresine biraz daha alıcı gözle bakmasını tavsiye ederim... Evimizin yolundan, arabamızın markasından, cebimizdeki telefonun cinsinden, tuttuğumuz takımın renklerine kadar değişim yaşıyoruz...

Örnek isterseniz... Alın size örnek... Fenerbahçe'nin turkuaz renkli formasını nasıl bulduğunuz... Ya da Galatasaray'ın portakala dönmüş  formasını... Hatta Avrupa Kupası'nda Milli takımın bile kırmızı-beyazı değişti... Manisaspor'un siyah ve beyazına da kırmızı ilişmişti geçen yıllarda...

Yani her şey değişiyor... Stadlar eski stadlar mı? Hadi anlatın bakalım 10 yaşındaki çocuğa toprak sahada maç oynandığını... Ağzı açık sizi dinler... Şaka yaptığınızı sanır... Gerçi toprak sahada hala maç oynanıyordur, ama eskisi kadar değildir... Bakın Manisa'mızda gece maçı oynanıyor... 5 yıl öncesini hatırlayın... Biraz daha geriye gidersem neler anlatırım ki...

Peki sahada oynan futbola bakın... O da değişti... 4-4-2, 3-5-2, 4-3-3, şimdi de 6-4-0... Bunu Reha Kapsal hocadan duydum. Avrupa'daki bir çok takımın uyguladığı sistemmiş. Gerçi bu sistem tribünde  ahkam kesenler için geriye gömülme gibi algılansa da Reha hoca sisteminden memnun... Zaten genç kadrosunda birkaç tecrübeli ayak olsaydı, bu sistemle Manisa'dan 3 puanı kapacaktı.

Şimdi her şeyin değiştiği bir ülkede tribünlerde değişiyor... Fenerbahçe stadındaki taraftar... Beşiktaş taraftarı... Galatasaray taraftarı... Bursa taraftarı... Eskişehir taraftarı... Hadi bizim lige dönecek olursak Adana  taraftarı...  3. Ligde Göztepe taraftarı... Bunlar aklıma gelenler... Hadi bakalım bu seyircinin önüne çıkında taraftar baskısı yok deyin... Diyemezsiniz... On ikinci  adam dedikleri bu takımlar da vardır...

Çünkü değişen dünyada, ismini yazdığım taraftar da kendini yenilemiştir... Yeni sloganlar üretmiştir... Ve şunu öğrenmiştir... Hakem düdüğü çalar maç başlar. Sahada futbolcu görevini yapar, tribünde taraftar destek verir... Desteklediği takım atağa kalmışa başlar bağırmaya... Hele desteklediği takımın oyuncusu nefis bir hareketle rakibini geçmişse ‘Oley' diye inler stadyum. Ya da alkışların sesi yükselir... Rakip topu kaptıysa ve gönül verdiği takımın kalesine doğru gidiyorsa, o stadyum ıslık sesleriyle inler... Kulaklar sağır olur adeta... Rakip oyunca topu nereye atacağını bilemez bile... Çünkü o uğultudan şaşkına dönmüştür... Ya da maçın hakemi ters  bir karar verdiyse yine kıyamet kopar...  Bir daha ev sahibi aleyhine düdük çalmaya çekinir...  Öyle maçlara şahit oldum ki, tribündeki ateşli seyirci, ruh gibi oynayan sahadaki futbolcuları canlandırdı... Kazanılmaz denen maçları o tribün ateşi kazandırdı...

Futbol da destanlar top yekün kazanılır... Şampiyonlular kenetlenerek elde edilir... Çarkın dişlilerinin biri arızalı olursa, orada sıkıntı başlar... Sorunlar artar... Sonrası Karşıyaka maçında olduğu gibi olur... Daha maçın ilk 20 dakikası bile dolmadan, kaptan Sezer iki elini havaya kaldırarak sizden destek istemek zorunda kalır...

Karşıyaka maçında basın tribünün sağ tarafında başka gürültü çıkaranlar vardı bu kez... Sezon başındaki gürültücüler küsmüş anlaşılan yönetime, yenileri gelmiş... Gelenler yeni ama maalesef gürültüleri aynı... Onları yönlendiren kişilerin maçla alakaları yok... Maçı  bile seyretmiyorlar... Hepsi iyi niyetli... Ondan şüphem yok... O kadar genci idare etmeye çalışıyorlar ana da saygım çok... Ama boşuna sesleri kısılıyor... Yaptıkları işin takıma katkısı yok... Tutturmuşlar abuk sabuk bir marş, değiştirip değiştirip söylüyorlar... Bir de eller havaya, herkes ayağa ritmi var.. Herkes ayakta, eller de havada ama kolektif bir birliktelik olmayınca, eller ayaklar birbirine karışıyor...

Mesela bir örnek vereyim tribünlerin etkisizliğine... Dakikalar 60 küsurda... Top açık tribünün önünde Karşıyakalı Taha yerde kaldığı pozisyonda elleriyle topu taca gönderiyor... Hakem bırakın serbest vuruşu, taç atışını Karşıyaka'ya veriyor... Tamam hakem hata yapar diyelim... Yoğun sis den görmedi diyelim... Ya tribünler.... 5 dakika hakemi protesto etsen, hakemi  de bitireceksin... Ya da ilk yarının son dakikasında yenen golde... Stadyum ıslıklarla inlese, o kadar pası yapar mı sanıyorsunuz rakip takım...

Şu yazdıklarımı bir maç ta yapsanız göreceksiniz faydasını... Hem tribünlerde fark edileceksiniz, hem de sahadaki sonuca katkınız olacak... Keşke biraz değişseniz... Ahh... Keşke...  Çünkü sezon sonuna kadar okul maçlarında yapılan ‘Al sana, Al sana' tezahüratları ile devam ederseniz,  bu takımın işini zorlaştırırsınız...Birileri de 750 kişi, 18 futbolcu ile gelir,  alır gider puanı...Sonra ‘Al sana, Al sana' diye sana bağırır...

Eklenme : 03.12.2008
Manisa
Sağanak Yağ..
8°c
Kullanıcı
Şifre
Yeni Üyelik  | Şifremi Unuttum
   |   ManisaLife.com Hakkında   |   Künye   |   Yasal Uyarılar   |   İletişim   |   Copyright © 1999 - 2008