EXPLORE MANISA MANİSA’YI TANIYIN AJANDA ŞEHİR REHBERİ
HABERLER
ÖZEL HABER
SPOR
SİNEMA
HEDİYELER
FOTO GALERİ
ANKETLER
ECZANELER
KÖŞE BUCAK
GAZETELER
Köşe Yazarları  |   Mehmet Güzgülü
  Kriz Var!..
  Ayrı Kıta Çin'den.....
  Su Sorunu ve Zakkum ..
  Aklıma Geldi..
Tüm Yazıları :
 
Ayrı Kıta Çin'den...

Bu günlerde ulusal basında Çin hatıralarını anlatmak moda oldu. On yıldır defalarca giden biri olarak bende hatırladıklarımdan bir şeyler karalamak istedim.İlk gittigimizde en önemli  sorunumuz yemek bulmaktı. Mcdonalds'a abone olur, başka yemek yemeğe korkardık. Sabah kahvaltıları büyük sorun olur, zeytin peyniri Türkiye'den götürür, altın gibi saklardık. Önce Arap lokantaları, arkasından Türk lokantaları açılmaya başladı.  Her ne kadar bu lokantaların fiyatları emsallerine göre çok pahalı olsa da insanlar Türkiye'de göremediği arkadaşlarınla bu lokantalarda karşılaşır olmuştu. İlk yıllarda palmiye yağının ağır kokusundan Çin lokantalarının önünden geçemiyorduk..Sonra orada ofis açan Türkler sayesinde Çin mutfağını tanıdık .Mutfakla beraber orada yaşayan Çinli Müslümanları da tanımış olduk.

İslamiyetle ilk yıllarında tanışmışlar. Çin'e ticaret için giden ilk Müslümanlar ki içinde sahabelerden de varmış, Müslümanlığı Çin'de yaymışlar. Fakat daha sonra bu bölgeye gelen  Hiristiyan Cizvit papazları  Müslümanlığın gelişmesine  savaş yoluyla engel olmuşlar. Bu gün Çin de 60 milyon civarında Çinli Müslüman bulunmaktadır. İslamiyeti  iyi yaşamaya çalışıyorlar. Bu kişilerin  iş yerlerin de veya yakınlarında muhakkak bir mescit bulunmaktadır. Yalnız acı olan, Doğu Türkistan'da yaşayan sayıları 30 milyon civarındaki  Müslüman Türkleri hem tanımıyorlar hem de sevmiyorlar. Bu Çinli Müslümanlar sayesinde dünyanın en eski medeniyetinin mutfağını da  tanımış olduk. Çok güzel sebze çorbaları var. Bütün sıcak ve sulu yemekler müşterinin yanında yüksek ateşte anında yapılıyor. Yirmi masası bulunan bir lokantada en az 25-30 işçi var, arı gibi çalışıyorlar. En çok ilgimi de çeken sizin yanınızda undan, hamur, hamurdan çubuk makarna yapıyorlar. Siz çorbanızı içesiye kadar un, makarna olarak  masanıza geliyor.

Türkiye'de ticaretin merkezi nasıl İstanbul ise, Çin'de ticaretin merkezi güneydeki Guangzhou'dur. Buraya  gitmenin bir çok yolu var. Bunlardan biri  THY ile Bangkok'a, oradan da  Çin havayolları bağlantısıyla Guangzhou'ya uçmaktır. İkincisi Hongkok'a  THY ile uçmak oradan hızlı trenle veya otobüslerle geçmektir. Üçüncü yol THY ile Pekin'e oradan iç hatlarla Guangzhou'ya uçmaktır.

Yumuşak huylu Çinlilerin telefonda bağırarak konuştuğunu hemen fark edersiniz. Bunun nedeni Çin'de altmışa yakın lehçe olduğu ve birbirleriyle bile anlaşmakta zorladıklarını görürsünüz. En çok konuşulan Mandarin dili ve Kantoncadır. Okullarda Mandarin dilini esas alırlar. Yazıda bir sorunları yok, nerede ise bütün Asya aynı alfabeyi kullanmaktadır. Şehre inince geniş yollar ve gökdelenler hemen dikkatinizi çeker. Maalesef  Mao döneminde görkemli binalar yapılırken tarihlerini yok etmiş, bu nedenle tarihi yapı bulmakta zorlanırsınız. En çok ilginizi binalardaki mükemmel asansör sistemleri çekebilir. Shenzhen  şehrinde 80 katlı bir  otelde kalmıştım. Hatırlayabildiğim kadarıyla lobi de 15 ayrı asansör vardı, en üst kata bile 5 dakikada çıkabiliyorsunuz. İlk onbeş kata iki asansör, diğer her beş kata ayrı asansör jet hızıyla çıkıyordu. Bu sistemi bu gün Avrupa'da 5 yıldızlı otellerde bile bulmak zordur. Asansörü beklerken bütün Çinliler sıra olur, asansörün  üzerindeki televizyonu seyrederler. Asansörler tertemiz, içlerinde Çin reklamlarını  izleyerek yükselirsiniz. Çin televizyonlarında bizim TRT gibi devlet kanalları da var, bunlarda başta eski tarihlerini anlatan flimler bulursunuz. Bu flimler de bol bol uçarak tekwando yapan Çinlilere rastlarsınız. Özel kanallar bol bol Amerikan flimlerini İngilizce seslendirme Çince alt yazı ile yayınlarlar. Maç severler şanslıdır. Bu kanallarda 24 saat maç yayınlanır. Reklamlar çok uzundur, bazen tek reklam 10 dakika sürür. Çin'in muhtelif yerlerinde üretilen mallar, ofisler tarafından pazarlanır. Gökdelenler ofislerle doludur, hatta lüks otellerin bazı katları ofis olarak kullanılır. Çin'in muhtelif şehirlerinde üniversiteyi bitirmiş gençler bu ofislerde çalışmaktadır. En iyi ücreti de bunlar almaktadır. Genellikle kızlar bilgisayar başında, erkekler  ofis dışında çalışırlar. 2000 yılların başında ofis çalışanları 50  ile 100 dolar arasında maaş alırken, bu  gün 500 ile 1000 dolar arasında maaş almaktadırlar. Maaşların bu kadar hızlı artmasının  bir nedeni ise yabancıların ofisler açması ve tanıdıkları iyi elemanları dolgun ücretlerle transfer etmesidir. Bugün en fazla Yahudilerin ofisleri bulunmaktadır. Türklerde yeni yeni ofisler açmaya başladılar.Çinli ofis elemanları Çin'in muhtelif yerlerindeki ailelerinin yanına ancak Çin tatili denen Ocak ayında bir kere gidebilirler.

Çin'de evlilik yaşı 30 yaş üzerindedir. Eskiden bir çocuktan fazlası yasakken, şimdi iki ve üstü çocuklar için vergi getirilmiştir. Kısaca Avrupa çocuk sayısı arttıkça mükafatlandırıyor, Çin ise vergi ile cezalandırıyor. Ofis elemanları ofisin tuttuğu evlerde toplu kalırlar. Beni en çok ilgilendiren konulardan biride inançları idi. Her ne kadar komünist sistem Buda tapınaklarını yıkıp, inancı yasakladı ise de, bir yaradan inançları var. Dünyayı bir gücün yarattığına inanıyorlar  ve verdiği nimetler için ona şükrediyorlar. Bu konuları yabancılarla konuşmayı da sevmiyorlar.        

Çinlilerle alışveriş yapacakların bilmesi gereken  en önemli şeylerden bir tanesi de Çinlilerin hayır demeyi sevmeyişidir. Bir Çinli fiyat söyler, siz fazla indirim isterseniz, hayır demez malın kalitesinden çalar. Çünkü onların tek düşüncesi üretmek ve satmaktır. Kısaca evet anlamına gelen SI kelimesini çok duyarsınız fakat hayır anlamına gelen MISI'yı fazla duymazsınız. Çin'e ilk gittigimizde bir dolar  8.1 yuandı. Bugün bir dolar 7.4 yuan. Bütün dünya ülkeleri Çin'e baskı yapsa da, Çin parasını kıymetlendirmez. Çünkü bilir ki parasını değerlendirirse ihracatı düşer. Bu arada ülkemizde paramızı çok değerlendirip, zor ve karsız ihracatın kapısını açan, ülkemizi bir ithalat cenneti haline getiren ekonomi bilmez  siyasetçilere ne demeli.

Çinlilerin en sevmediği millet Japonlar'dır. Japon kelimesini duyu ta yüzü ekşitmeyen Çinli bulamazsınız. Her şeylerinle Amerikalılara benzemeye çalışırlar. Amerika ve Amerikalılar onlar için bir idoldür, nasıl bir komünizimse!

Başımdan geçen bir ilginç  bir olayda, bir Çinli bir gün bana siz Avrupalılarda hep birbirinize benziyor demesiydi. Çinli bizi Avrupa birliğine sokmuştu bile. Bende bütün Asyalılar birbirine benziyor demiştim, kabul etmemişti. Doğruymuş bütün Asyalıların geldiği Hongkok taki bir otelde bunu tespit ettim. Otelin lobisine gelen gruplara iyi bakınca Korelinin başka, Taylantlı'nın başka olduğunu görüyorsunuz. Hatta Hongkok'ta yaşayan Çinlilerin, Çin'de yaşayanlara göre en az 10 kilo fazlalığı olduğunu görürsünüz. Bu da  İngiliz kültürü beslenmelerinden olsa gerek.

Guangzhou'yu ortasından geçen büyük bir nehirle ikiye bölünmüştür. Bu nehir bizim İstanbul Boğazı genişliğindedir. Fakat sapsarı çamur halinde akar. Şehrin içinden geçen yollar dar geldiği için hep iki kata çıkarılmıştır. Şehrin her yerine metro çalışmaktadır. Şehirde araba kadar bisiklet ve motor bulunmaktadır. Taksi bulamadığınız zaman bir motorlu Çinli sizi istediğiniz yere götürmeyi teklif edebilir. Cesaretiniz varsa binebilirsiniz. Bir de bir Çinli ile yaşadığım bir anektodu anlatayım, buranın nüfusu ne kadar demiştim. Çinli Guangzhou çok büyük bir il değil 10 milyon civarında demişti. Onlar  için 10 milyondan az olan yerler küçük iller sayılıyormuş.                            

Bir de Shenzhen'den bahsetmek isterim. Guangzhou'ya  100 km daha güneyde Hongkok'a yarım saatlik bir yerdedir. Mao döneminde  prestij şehir olarak, Hongkok'a alternatif olarak kurulmuş. Çinlilerin vize ile girdiği bir şehir. 100 metreden geniş bir cadde ile bu şehre girirsiniz.. Bu caddelerin iki yanında dev binaların olduğunu görürüz. Bu binaları görmeyene anlatmak çok zor olur, blok halindeki bu binalar sanki bir mahalle büyüklüğündedir. Ayrıca burada dünyadaki ünlü binaların bire bir aynısını görme şansınız vardır. Mesela İkiz kuleler. Amerika'da yıkıldı ise de burada aynısını görebilirsiniz. Başınızı her çevirdiğinizde Avusturalya'dan, İngiltere'den, Kanada'dan hatırladığınız binaları da görebilirsiniz. Tahminim Çinliler sizin yaptığınız her şeyi yapma gücümüz var diye dünyaya mesaj vermek istemişler. Çinliler taklite o kadar dadanmışlar ki kendi yaratıcı özelliklerini kaybetmişler ve hala dünyayı taklit etmeye devam etmektedirler.

Shenzhen'den Hongkok'a devamlı hızlı tren olup, iki şehir arasında her gün binlerce kişi gidip gelmektedir. Diğer bazı şehirlerin şatafatını anlatabiliriz ama bir de şehirlerin arka yüzleri var. Ofislerin olduğu yerler son derece modern fakat iç kısımlarda bazı fabrikaların olduğu kasabalar ise bir felaket. Bırakın asfalt yolu öyle bir yollardan gidersiniz ki sanki dozer bile  girmemiş gibidir. Bu fabrikalar da çalışan işçiler genellikle işyerlerinde bulunan bir katta yer yatağında yan yana yatarlar. 20 günde bir gün izin kullanırlar, o gün de genellikle çamaşırlarını yıkarlar. Eskiden evli çiftler ayrı ayrı koğuşlarda yatarlarmış, şimdi çiftler için fabrikanın yakınlarında barakalar yapılmaya başlanmış.

Çin'de  kahvehane kültürünü de bulamazsınız. Onları kaldırımlarda bağıra bağıra kağıt oyunları oynarken görürseniz hiç şaşırmayın. Çinlileri yeşil çay, aramolu çaylar ve nescafe içerken görebilirsiniz. Bizim içtiğimiz çayı bir Çinli'ye içirmek çok zordur, fakat siz İngiliz çayı diye isterseniz hemen getirirler. Bir de hemen hemen her yerde doğal bitkilerden  yapılmış ilaçlar satan alternatif eczaneler bulabilirsiniz.

Formoza adasındaki Taiwan'ın yani bazılarınca milliyetçi Çin'in bugün Çin ekonomisine hakim olduğunu görürüz. Bu adadan çıkıp Amerika'da zenginleşen bu Çinliler getirdikleri  sermaye ile ekonominin düzenlendiricisi olduğunu görürüz. Bu fabrikalar çok lüks ve kalitelidir. Birde eskiden devletin olan bugün özelleştirme ile eski polit büro mensuplarına devredilen fabrikalar vardır. Bunlarda bazı yerlerde Mao'nun resimlerini görürsünüz. Bu fabrikalarda üretilen malların fiyatları biraz daha ucuzdur. Çünkü bu fabrikalara devlet bazı destekler vermektedir. Ucuz elektrik ve işçi sigortalarında indirim gibi.

Çin ayrı bir kıta gibi. Ebette iki sayfada bunu anlatmak çok zor olurdu ki oldu da. Biraz farklı şeyler anlatmaya çalıştım. Unuttuklarımızla beraber affola...

Eklenme : 25.11.2008
Manisa
Yağmurlu..
7°c
Kullanıcı
Şifre
Yeni Üyelik  | Şifremi Unuttum
   |   ManisaLife.com Hakkında   |   Künye   |   Yasal Uyarılar   |   İletişim   |   Copyright © 1999 - 2008