|
Günümüzün en büyük meselelerinden birinin su sorunu olduğu herkesçe malumdur. Uzmanlar geçen yüzyılın petrol savaşlarıyla geçtiğini, bu yüzyılın su savaşlarınla geçeceğini söylüyorlar.
Amerika'nın ve Avrupalıların bol su kaynakları ile meşhur Bosna'da ve Kosova'da ne işi olduğunu oraları gezdikten sonra anladım. Sanayi ile kirletilmemiş bir tabiat ve neredeyse tek başına Avrupa'ya yetecek tertemiz bir su. Nehirler içilecek kalitede akıyor. Hem de ne akmak, her ırmak bir baraj gölü kadar geniş, bazı yerlerde genişleyen nehirleri göl zannetiyorsunuz.
Dünya'daki su sorunu bütün insanlığı, Manisa'daki su sorunu da bizleri ilgilendirir. Şimdi bazıları Manisa'da su sıkıntısı mı var,ç eşmelerimiz akıyor diyecekler. Evet bu gün Manisa'da içme suyu sorunu yok ama yarın.
Çiftçilerimiz bol suyumuz var diye iptidai sulama yöntemleriyle, hem toprağın tavını bozdular, hem de yerin altında su bırakmadılar Çok su istiyen pamuk bitti derken ovamızı bir darı sardı ki yerin altında su bırakmadı. Beş, on metreden çıkan yer altı suları ,100 metrenin altına indi. Şimdi damlama ile sulama aklımıza yeni geldi. Gediz artık salına salına değil kirletilmiş haliyle ve ip gibi akıyor. Eskiden Çaybaşında (Ağlayan Kaya civarında) gürül gürül akarak şehrin içinden geçen sular artık tarih oldu.
Bu gün ne yazık ki ülkemizde su tasarrufu gündeme geliyorsa da biraz yapmacık ve adet yerini bulsun diye gündem yapılıyor. Geçenler de Denizli'ye gittim, belediye binasının üstünde su tasarrufunu anlatan büyük bir pano var. Burada yarısın da boşa damlayan bir çeşme, diğer yarısında çöl olmuş bir Türkiye resim edilmiş. Oradan Denizli sokaklarını dolaştım, dağlardan gelen bizim yayla suyu dediğimiz sular sokaklarda borulardan oluk, oluk boşa akıyor, bizim Ulucami gibi. Sonra sen çocuklara çeşmelerinizi kapatın, damlatmayın su kıymetli mesajı vereceksin, mümkün mü.
Amerika'nın bazı eyaletlerin de hortumla araba yıkamak yasalarca yıllardır yasak. Avrupa'nın bazı ülkeleri de çok su harcandığı için yeni golf alanlarının yapılmasını yasaklamış. Elbette bizde tasarruf tedbirlerini düşüneceğiz.
Ben burada bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Belediyemizin ve belediyelerin çoğunun yeşil deyince akıllarına yalnız çim geliyor, devamlı çim alanlarını büyütüyorlar. Örnek aldığımız bazı Avrupa ülkelerinde çim yılda iki, üç ay, biz de ise neredeyse on ay sulanır. Yeşile elbet sahip çıkalım. Şehrimizi daha az su ile renklendiren bitkiler seçelim. Bu konuda gerçek uzmanlara danışalım. Manisa bizimdir, çareyi zamanında üretmezsek göl kurudu, baraj tükendi diye yakınmak kar etmez.
Benim acizane bir önerim, Manisa iklimine kolay uyan, sulanmadan da 12 ay yeşil kalan, bazı aylarda da rengarek açan ZAKKUM'dur. Manisamızın giriş ve çıkışlarını bu bitki ile donatsak iyi olmaz mı? Hele Manisa Dağının eteklerinin renkgarek açan zakkumlarla kaplı olduğunu bir düşünelim!...
HERKES KESESİNE GÖRE HARCAMA YAPMALI. BİZDE SUYUMUZA UYGUN YEŞİLİ BULMALIYIZ.
|